Edebiyat ve sofra (2)
‘Edebiyat ve Sofra’ başlığıyla başladığım yazıya, bu hafta da devam ediyorum. Geçen haftaki yazımda, Osmanlı’da sofraların anlatıldığı Gelibolulu Mustafa Ali’nin Mevaidü’n- Nefais fi Kavaidi’l- Mecalis’inden söz açmış ve onun sofrada ‘fındık, fıstık ve kavrulmuş badem’ bulundurulması gerektiği konusundaki açıklamasına değinmiştim.
Ali’nin sözleri, bana değerli şairimiz Melih Cevdet Anday’ın bir yazısını anımsattı. Anday, 14 Eylül 1994 günkü ‘Cumhuriyet’ gazetesinde ‘Alışkanlık Üzerine’ başlıklı yazısında, bir içki sofrasında, sözün, nereden geldiyse, Atatürk’ün içki alışkanlığına geldiğini, bunun üzerine de kendisinin, ‘Atatürk leblebiyle rakı içermiş’ dediğini yazıyor. Ama iş bu kadarla kalmamış. O sırada sofrada bulunan seramik sanatçısı Füreya Koral, ilk evliliğini Gazi’nin yakın arkadaşlarından Kılıç Ali ile yaptığını anımsatarak, Atatürk’ün sofrasında çok bulunduğunu ve Anday’ın bu sözlerine, kızgınlıkla, ‘Nerden biliyorsun, Atatürk yemek yiyerek içerdi içkisini…’ diye karşı çıkınca, boynunu bükerek ‘Bize İnkılap Tarihi’nde böyle öğrettiler!..’ dediğini ilave ediyor. Çok hoş bir hikayedir…
Henüz yorum eklenmemiş