Ocak, 2008 tarihli yazılar

‘Kırtıpil’ mi, değil mi? Evet, ‘Hangi Tanpınar?’ (2)

Tanpınar’ın günlükleri, gerçekten de bize ‘öteki’ Tanpınar’ı gösteriyor. ‘Öteki’, evet, ‘Tanpınar’la Başbaşa’da, bugüne kadar tanıdığımız Tanpınar’la ilişkisi olmayan bir kimlik var karşımızda.

Tuhaf olan, Tanpınar’ın bu günlükleri, yayımlanacağını öngörmeden tutulan bir ‘journal intime’ değil, Michel Tournier’in deyişiyle, bir ‘journal extime’, yani, yayımlanabilecek günlükler olarak tutmuş olmasıdır. Günlüklerinin bir yerinde şöyle diyor Tanpınar: ‘Bu yazdıklarımın benden sonra okunacağını düşünüyorum. Hoşuma gidiyor. Geçen zamanım görülecek sanırım.’

Aslında, Tanpınar, günlüklerinin yayımlanabileceğini düşünerek haz duyuyorsa, bu kendisine ‘kırtıpil’ sıfatını layık görüp aşağılayan dostlarına karşı, marazi bir ‘öç alma’ arzusu duymasındandır. Evet, ölümden sonra öç alma! Tanpınar, kendisini adam yerine koymayanları, asıl kendisinin adam yerine koymadığını göstermek istemiş olmalıdır.

Devamı… »

Osmanlı Arşivleri (1)

Bir toplumun geçmişi onun belleğidir; belleği ise o toplumun kimliği. Belleğini kaybeden bir toplum, kimliğini de kaybeder. Toplumlar, Sartre’ın bir sözünü, bağlamını değiştirerek aktarırsam, ‘geçmişi olmayan gemi enkazı’ değildirler…Doğrudur: Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür (’İnsan belleği, unutma özürlüdür’). Ama geçmişten bugüne, yine eskilerin deyişiyle mazi’den hal’e, o toplumun kimliğini inşa eden ne varsa, onların unutulmaması (ya da, unutturulmaması!) gerekir. Kimliği işte bu süreklilik ve devamlılık, ya da ‘imtidad’ inşa eder.

Peki bir toplumun ‘imtidad’ını sağlayan belleği nelerden oluşur? Genel olarak bizim kısa ve kestirme yoldan, ‘kültür mirası’ adını verdiklerimiz! Bunların başında da hiç şüphe yok, müzelerimiz ve arşivlerimiz gelir. Epeydir, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerinin ne durumda olduğunu öğrenmek istiyordum;- Türkiye’nin büyük tarihçilerinin başında gelen Prof.Dr. Halil İnalcık hocamızın, rahmetli cumhurbaşkanı Turgut Özal’a söylediği sözü hatırlayarak… Şöyle demişti İnalcık Hoca, Özal’a: ‘Bana Osmanlı arşivini verin, size bir Kültür İmparatorluğu kurayım…’ (Osmanlı’yı ‘cehalet’le suçlayanların kulakları çınlasın!..)

Devamı… »

‘Kırtıpil’ mi, değil mi? Evet, ‘Hangi Tanpınar?’ (1)

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın günlükleri (’Tanpınar’la Başbaşa’) herhalde çoğu Tanpınar okurları gibi, beni de hayal kırıklığına uğrattı.İnci Enginün ve Zeynep Kerman’ın gerçekten çok zahmetli ve titiz bir çalışmayla yayına hazırladıkları ‘Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa’, bu kitap yayınlanıncaya kadar, sadece şiirlerinden, romanlarından, makalelerinden, mektuplarından ve elbette ‘19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nden tanıyıp zihnimizde inşa ettiğimiz o muhteşem Tanpınar imajını, deyiş yerindeyse, yerle bir ediyor. Osmanlı için ‘düpedüz cahil alayı’, diyen; Yahya Kemal’den ‘çapaçul’ diye söz eden ve ona akılalmaz hakaretler savuran bir Ahmet Hamdi Tanpınar! Ve tabii, zavallı, perişan, zelil bir kimlik! Elbette hem gülünç hem patetik! Şu sözler bir itiraf olarak okunmalıdır: ‘Hiçbir zaman bu kadar sefil olmadım, bu kadar biçare, haysiyetsiz ve acınacak.Yarabbim bana 5000 lira lütfet!’ O ünlü deyiş geliyor aklıma: ‘Bize bunu yapmayacaktın Ahmet Hamdi Tanpınar!’

Devamı… »

Türban, bir ‘Simge’ midir?

Türban ya da başörtüsü sorunu, Başbakan Erdoğan’ın ‘Türban, siyasal bir simge olsa ne olur?’ sözüyle bir kez daha öne çıktı. MHP genel başkanı Bahçeli de ‘Türbanın siyasal bir simge olmadığını’ söyledi. Anlaşıldığı kadarıyla TBMM’de AKP ve MHP, Anayasa’da yapılacak bir düzenlemeyle türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını mümkün kılacak bir uzlaşmaya varmış görünüyorlar.Gelgelelim, sorunun bir de öteki yüzü var: Bir yanda AKP ve MHP’den oluşan parlamento bloku, öte yanda Yargıtay ve Danıştay’dan oluşan devlet (ya da, bürokrasi) bloku. Yargıtay başkanının, türbanı serbest kılacak bir düzenlemenin, bırakınız Anayasa’da yer almasını, bunu öne sürmenin bile bir siyasal partinin kapatılmasına neden olabileceğini ima ettiğini de unutmamak gerekiyor. Kısaca söylemek gerekirse, ip iyice gerilmiş durumda…

Doğrusu, devletle (devlet, sivil ve asker bürokrasi demektir!) hükümet ve şimdi de MHP’nin desteği dolayısıyla, artık sadece hükümet değil, parlamento arasında türbana ilişkin bu çekişmenin, Türkiye’yi bir bloklaşmaya götürmesi kaçınılmazdı. En az on yıldan beri yazdığım gibi, dar bir idrak aymazlığının ortaya çıkardığı durumdur bu: Kavramlar ve tanımlardan değil, ideolojik bir reel politikadan yola çıkmanın getirip dayattığı bir aymazlık!

Devamı… »