Şubat 6th, 2008 tarihindeki yazılar

Kamil Fırat’ın ‘Düş Kentler’i Bağlamında Bir ‘Objenin Haz Objesi’ olarak ‘temellükü’ üzerine

Kamil Fırat’ın son yayımlanan ‘Düş Kentleri’ adlı fotoğraf albümü, onun ’sunuş’ yazısında belirttiği gibi, ‘özellikle Ege ve Akdeniz bölgesi diye tanımlanan bölgelerde kurulmuş olan Batı Anadolu uygarlığını oluşturan kentler[den]’ bugüne kalanlar bağlamında o kentleri, birer ‘düş kenti’ne dönüştürüyor.

Fotoğraf sanatçılarının Anadolu’daki antik kentleri, o kentlerdeki kalıntılar ve buluntuları, birer sanat objesi olarak ele aldıklarına sıklıkla tanık olunur. Kamil Fırat’ın yaklaşımı, onları sadece görsel birer alımlama objesi olarak temellük etmediğini gösteriyor. ‘Temellük etme’ deyişim, boşuna değil! Çünkü bir sanatçının, dünyadaki herhangi bir obje ile olan ilişkisinin, bir entelektüel arkaplan üzerinden gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu, o objenin, eğer sözkonusu bir fotoğraf objesi ise, sadece bir duyu-verisi, bir algı sorunu olarak kavranmamış olması anlamına geliyor. Temellük etme, objenin ancak bir zihinsel dönüşüme uğratılmasıyla edinildiğini gösterir.

Resim sanatında ‘temellük etme’, bir objeye bir Empresyonist (İzlenimci), bir Sürrealist, bir Kübist, bir Fovist, bir Ekspresyonist (Dışavurumcu) vd. gibi bakmakla mümkün olabilmiştir. O nedenle de, mesela, Doğa’yı bire bir taklit eden mimetik bir resim (Hegel’in ‘Estetik’inde sözkonusu ettiği Yunanlı ressam Zeuxis’in ‘Üzüm Salkımı’ tablosunu hatırlayalım!) bu zihinsel dönüşümü gerçekleştiremediği, Doğa’ya deyiş yerindeyse, zihniyle değil, gözüyle baktığı için, ‘resim’ değildir; Doğa’yı çoğaltmaktır. Çünkü fotoğraf, Roland Barthes’ın da dediği gibi, ‘kendini doğal bir şey olarak sunan objenin saf ve yalın bir transkripsiyonu olamaz.’

Devamı… »