Şubat 10th, 2008 tarihindeki yazılar

Çankaya davetini niçin kabul ettim?

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile, onun çağrılısı olarak, 4 Şubat 2008 Pazartesi günü, Ankara’da, Çankaya Köşkü’nde, beş edebiyatçı arkadaşımla birlikte, bir öğle yemeğinde birlikte olduk.

Bir ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından davet edilmenin ve bu davete icabet etmenin, Türk entelijansiyasının bir kesiminden bu kertede ağır hakaretlere maruz bırakılacağımızı, doğrusu ya, aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Eleştirel görünümün arkasındaki bu aşağılayıcı tavrın ahlaki, terbiyevi, mantıki, kısaca insani hiçbir dayanağı olmadığı için, burada onları tekrarlamak istemem. Ancak, Hilmi Yavuz olarak, bu ülkenin edebiyat ve düşünce hayatına kırk küsur yıldan beri mütevazı katkıları olan bir yazar sıfatıyla, Sayın Cumhurbaşkanı’nın davetini hangi gerekçelerle kabul ettiğimi, siz değerli okurlarıma anlatmak ihtiyacını duyuyorum;- hem gerekçeleri hem de orada, Çankaya’da, sayın Cumhurbaşkanı’na arz ettiklerimi de!

Önce şunu söylemeliyim: Türkiye Cumhuriyeti’nin birinci Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’le başlayan ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün de devam ettirdiği bir ’sofra geleneği’ var. Atatürk’ünkiler kadar bilinmese de İnönü’nün, zaman zaman, Çankaya’da bu tür davetler verdiğini hatırlamak gerekir. Sabahattin Eyuboğlu, Nurullah Ataç üzerine yazdığı bir denemede (’Ataç’), İsmet İnönü’nün, 1942 ya da 1943 yılında, Freud üzerine Çankaya’da bir toplantı düzenlediğini belirtir, ‘çok değişik çevrelerden elli kadar dinleyici İnönü’nün tanıttığı genç bir hekimin Freud üzerine hazırladığı kısa bir açıklamayı dinledik. Sonra konuşmalar, tartışmalar oldu. Söz bir aralık, buluşlarıyla yeni zamanların fikir hayatında gürültü koparmış Freud, Karl Marx, Darwin gibi bilginlere döküldü.’ dedikten sonra ‘bu bilginlerin dünyayı hep kendi buluşları açısından görmeleri üstüne ileri geri düşünceler ortaya atıldı[ğını]’ bildirir. Düşünün, İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır ve İnönü, Çankaya’da, Freud’u, Marx’ı, Darwin’i tartışmaktadır!

Devamı… »