Şubat 13th, 2008 tarihindeki yazılar

Edebi kanon, resmi ideoloji ve Nahid Sırrı (1)

Gregory Jusdanis, ‘Gecikmiş Modernlik’te ulus-devlet sürecinde edebi kanon inşasının, ‘insanların kendilerini birleşmiş bir milletin yurttaşları olarak görmelerini sağlayarak dayanışma deneyimini kolaylaştır[dığını]’ bildirir.

‘Edebiyatın milli kültürlerin icadında oynadığı araçsal rol yüzünden […] özel ayrıcalıklar tanınan kanonik metinler […] okul kitaplarına girer, edebiyat tarihlerinde kendilerine yer bulur ve antolojilerde şerh edilirler.’ Jusdanis, kanonik metinler öne çıkarken, kanonun dışında tutulan metinlerin geriye itildiklerine ilişkin örnekler de verir. Platon karşıtlarının metinlerinin başına gelenler gibi: ‘Platon’un hemen hemen bütün eserleri ayakta kalmış olmasına rağmen, hasımlarının metinlerinden geriye bölük pörçük birkaç parça dışında pek bir şey kalmamıştır.’ Ya da, Hölderlin örneğinde olduğu gibi: ‘Hölderlin, son otuz yılını Tübingen’de bir kulede geçirmiş, yapıtları neredeyse görmezden gelinmiştir.’ Veya, Flaubert ve Feydeau ilişkisinde olduğu gibi: ‘Flaubert’in Madame Bovary’si, günümüzde herkes tarafından Avrupa edebiyatının bir klasiği olarak görülmektedir ama bu roman, basıldığı yıl olan 1857′de Ernest Aimé Feydeau’nun bir yılda on üç baskı yapan Fanny adlı romanının gölgesi altında kalmıştı…’

Devamı… »