Şiir ve entelektüel tarih

Şiirin tarihini nasıl okumalı? Şiirin tarihi, içinde üretildiği toplumun zihin tarihinden, yani entelektüel tarihinden bağımsız olarak ele alınarak okunabilir mi? Entelektüel tarih, şiirin tarihini belirler mi? Bu yazımda, sözü daha fazla uzatmadan, Osmanlı-Türk toplumundan örnekler vererek bu sorularla ne demek istediğimi, daha açık ve seçik bir biçimde anlatabileceğimi düşünüyorum.

Osmanlı-Türk toplumunun entelektüel tarihi, 1800′lü yıllardan başlayarak, Tanpınar’ın deyişiyle, bir medeniyet değişmesine uğramıştır… Tanpınar ‘Medeniyet Değiştirmesi ve İç İnsan’ adlı makalesinde şöyle diyor: ‘Selçuklular devrinde Anadolu kapılarını zorlayan insanlar, yeni vatanı benimseyen ilk kurucu nesiller, Osmanlı fatihleri, bütün siyasi düzensizliklerine rağmen, bize Itri’nin dehasını ve Naili’nin dilini veren, zekimizin o tam inkişaf ve istikrar devri 17. asır sonunun insanı, elbette birbirinden çok farklıydılar. Fakat aynı zamanda birbirlerinin devamıdırlar da. Vani Efendi’de Zembilli Ali efendi, Zembilli Ali efendi’de ilk İstanbul kadısı Hızır Bey, Bursalı İsmail Hakkı’da Aziz Mahmud Hüdayi, Hüdayi’de Üftade, Üftade’de Hacı Bayram, onda Yunus Emre, Yunus’ta Mevlana, aynı ocağın ateşiyle devam ediyordu.’

1800′lerden başlayarak bu devamlılık sona erer: Osmanlı-Türk toplumu Batılılaşmakta; bir ‘medeniyetten ötekine geçilmekte’dir.. Ve bu geçişin getirdiği ikilik, yine Tanpınar’ın deyişiyle, ‘evvela umumi hayatta başlamış, sonra cemiyetimizi zihniyet itibariyle ikiye ayırmış, nihayet ameliyesini derinleştirerek ve değiştirerek, fert olarak da içimize yerleşmiştir.’ Tanpınar, bu ikiliği bir mektubunda ‘çift maksatlı yaşamak’ diye nitelendirir.

Şimdi asıl mesele, bu ‘çift maksatlı yaşama’nın Osmanlı-Türk entelektüel tarihinin yani zihniyet tarihinin, en belirleyici düzlemi olarak, nasıl birlikte edinileceği, temellük edileceğidir. Bugün hâlâ Türkiye’de, bu ‘çift maksatlı yaşama’nın bir aradalığı konusunun problematik olmaya devam ettiğini görüyoruz.

Şimdi burada, bu meselenin, şiir tarihimiz bakımından problematik olmaktan çıktığını, hem Doğulu hem Batılı ya da daha doğru bir ifadeyle hem ‘Geleneksel hem de Modern olabilmenin imkânlılığının şiirde gerçekleştirildiğini öne süreceğim: Hiç şüphesiz, bu bir varsayımdır ve bir varsayım olarak irdelenmesi gerekir:

Varsayımım şudur: Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’le başlayan Modern Türk şiiri, Nazım Hikmet ve Necip Fazıl üzerinden, Behçet Necatigil ve Asaf Halet Çelebi’yle ulanarak bir ’sahih’ soykütüğü, bir jenealoji oluşturmuştur. Sahih şiir, bize hem Doğulu hem Batılı, hem geleneksel hem de modern olmayı, yani bu çift maksatlı yaşamı dayatan entelektüel tarihle, birebir mutabakat halinde olan şiirdir: Yahya Kemal de, Ahmet Haşim de Nacip Fazıl da, Nazım Hikmet de Behçet Necatigil de, bu sahih şiir soykütüğünün içinde hem Doğulu hem Batılı, hem Geleneksel hem de Modern olabilen, kısaca kendi entelektüel tarihleriyle mutabakat halinde olan, bu tarihle örtüşen, sahih şairlerdir.

Demek ki, hem Batılı ya da modern şiiri hem de Doğulu ve geleneksel Osmanlı şiirini, yani ikisini birden, metinlerarasılık dolayımında edinerek, temellük ederek, kısaca kendisinin kılarak, entelektüel tarihle mutabakat durumunda olan bir sahih şiir soykütüğümüz var. Bu soykütüğü, ya da aile ağacı, işte Türk şiirini geleceğe taşıyacak olan şiirdir; Bu, Tanpınar’dan yazımın başında alıntıladığım bölüme atıfta bulunarak söylersem, Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’de Necip Fazıl ve Nazım Hikmet’in, Nazım Hikmet ve Necip Fazıl’da Asaf Halet Çelebi ve Behçet Necatigil’in, birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen, birbirlerinin devamı olduklarını gösterir. Dolayısiyle Türk şiirinde, ‘çift maksatlı yaşama’, bu iki maksadın bir aradalığını mümkün kılacak koşullarda, bir imtidad’ı temellendirmiş olmaktadırlar. Bir kez daha söyleyeyim: Bana göre elbet, şiirdeki bu imtidad, değişerek devam etmek veya devam ederek değişmek üzerine inşa edilmiş olan soykütüğünü Geleneksel olan’ı Modern olan’la bir aradalık içinde geleceğe taşıyacak şairlerle devam edecektir.

06 Haziran 2007, Çarşamba
Kaynak : http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=548303

Henüz yorum yazılmamış

Yorum Ekleyin