İki merkez partili sisteme doğru

İlhan Kesici gibi ’sağ’da, Ertuğrul Günay gibi ’sol’da siyaset yapması beklenen iki önemli kimliğin, beklenenin tam tersi mecralarda milletvekilliğine aday olmaları, birçoklarını iyice yadırgatmışa benziyor.

Kimileri, bu gelişmeleri, Türkiye’de ’sağ’ ve ’sol’ anlamda ideolojilerin sonu’nun geldiğine işaret ediyor olduğunu öne sürerken, kimileri de, Türkiye’de artık ’sağ’ ve ’sol’un değil de ‘merkez’in, merkezi bir konuma geldiği biçiminde yorumluyorlar. ‘Akşam’ gazetesinin birkaç gün önceki manşetinde değinildiği gibi: ‘Herkes Merkez!’

Belki de, gerçekten Türk siyaseti, sınıfsal anlamda ideolojilerin öne çıkardığı kutuplaşmanın ötesinde, tıpkı, 1950 sonrasında olduğu gibi, merkezi iki kitle partisinden yana bir siyasetin yeniden tecrübe edilmesini dayatıyor olabilir. Eğer durum gerçekten böyleyse, Ertuğrul Günay’ın AKP’de ya da İlhan Kesici’nin CHP’de siyaset yapmayı tercih ediyor olmalarını yadırgamamak gerekir. Nitekim, bu tercihler, Türkiye’de, herkesin farkında göründüğü bu dönüşümü işaret ediyor olabilir: Sınıfsal referansı olmayan iki partili sisteme dönüş!

DYP’nin Demokrat Parti’si, AKP yerine, CHP karşısında ikinci parti olabilme imkanını yitirmiş görünüyor. Eğer dönüşüm, benim bu tesbitimi doğrularsa, MHP’nin de ancak DTP var oldukça, siyasette var olmaya devam edeceğini gösterecektir. (Ayraç açarak belirteyim: ‘Milliyetçiler’ açısından ’semptomal’ olan, Yaşar Okuyan’ın konumudur. Önce MHP’li, sonra ANAP’lı olan Okuyan’ın, bu kez CHP’yi desteklemesi de, tıpkı Günay’ın konumu gibi ele alınmayı gerektirir.) Kısaca Türkiye’de iktidar, gelecekte, biri Laik ve Batıcı, öteki Dindar ve Muhafazakar iki merkez partisinin (CHP ile AKP’nin) arasında el değiştirecek gibi görünüyor. Dolayısıyla, bir defa daha belirteyim, Günay ve Kesici’nin durumlarını, iki merkez partili siyasete dönüşün semptomları olarak yorumlamak gerekir. Yakın bir gelecekte, şimdilik birer ’semptom’ olarak görüldüğü için, deyiş yerindeyse, ‘patolojik’ bulunan bu neviden transferlerin, iki merkez partili sistemin yerli yerine oturmasıyla birlikte ‘normalleşeceğini’ düşünmek için yeterli sebep vardır. Nitekim, 1950 öncesinde ve sonrasında CHP ile DP arasında da, milletvekili transferleri olmuştur ve bu transferler, Günay ve Kesici’ninkiler gibi, birer ’semptom’ olarak okunmamıştır. Ne 1950′de CHP listesinden seçildikten sonra DP’ye transfer olan Server Somuncuoğlu (-ki, Menderes’le birlikte Londra’ya giderken, o menhus uçak kazası’nda rahmetli olmuştur) ne de mesela DP listesinden seçilip CHP’ye transfer olan Hüseyin Balık ya da CMP listesinden seçilip CHP’ye transfer olan Osman Alişiroğlu ya da Fazlı Yalçın için, o dönemin tanığı olan (ki bu tanıkların arasında ben de vardım!) hiç kimse Günay ve Kesici’nin tercihlerine gösterdikleri tepki türünden ideolojik bir tepki göstermemişlerdir. Elbette bir tepki söz konusudur, ama bu, sınıfsal referansı olmayan iki merkez partisi (CHP ile DP) üyeleri arasında gerçekleşen bir yer değiştirmenin getirdiği etik tepkilerdir;- ideolojik tepkiler değil!

AKP’nin, süratle bir ‘Merkez’ partisine dönüşüyor olması, partinin aday listelerinde kendini belli ediyor. Gazetelerin hemen hepsinde, sayın Tayyip Erdoğan’ın genel başkan sıfatıyla, eski Milli Görüş’çü yol arkadaşlarını tasfiye ettiğinden söz ediliyor olması, bunun kanıtlarından biridir. Sayın Erdoğan’ın bir yandan, Ertuğrul Günay gibi, Zafer Üskül gibi, Haluk Özdalga gibi, Erdal Kalkan gibi ’sol’ kimlikli siyasetçileri, seçilebilir yerlerden aday gösterirken, öte yandan ‘Milli Görüş’çü arkadaşlarını gözden çıkarmasını, AKP’ye bir ‘Merkez partisi’ kimliği verme girişimi olarak okumak gerektiği çok yazıldı ve söylendi. Rahmetli Turgut Özal’ın yaptığı, ANAP’ta dört eğilimi birleştirerek, partiye kuşatıcı bir kimlik atfetmek idiyse, Sayın Erdoğan’ın amacının, bu olmadığı söylenebilir. Özal’ın amacı, her ne kadar ‘dört eğilim’den söz edilmiş olsa da, bir yanıyla ‘Muhafazakar’, ama bir yanıyla da ‘Liberal’ bir yığışım oluşturmaktan öteye gidemedi. Kısaca ANAP ne kuş ne deve’ydi! ANAP’ın bugünkü çöküşü, bu ‘yığışımın, bir ‘Merkez’ partisi ‘blok’una dönüştürülememiş olmasıyla ilgilidir.

Şimdi bu Merkez ‘Blok’larından birine AKP, ötekine ise CHP adaydır…

10 Haziran 2007, Pazar

Kaynak : http://zaman.com.tr/yazar.do?yazino=549807

Henüz yorum yazılmamış

Yorum Ekleyin